Kurum ve kişiler için kullanılan Latince’den miras; “Qua Vadis?” sorusunu şimdi, Avrupa Birliği için sarf etmek gerekiyor: “Avrupa; Nereye?..”
Modern tarihin en geniş kapsamlı ve gelişmiş “birlikte yaşama projesi” olarak Avrupa Birliği, ilk kuruluş ve fikir planından başlayarak, günümüze kadar sağladığı gelişimi ile yetmişbeş yılı geride bırakıyor. İkinci Dünya Savaşı sonrası tesis edilen ve seksen yılını geride bırakan kurulu küresel mimari paralelinde ve andacında gelişen “Birleşik Avrupa” idealinin öyküsü devam ediyor.
Günümüzde; “Avrupa Birliği” etiket ve yapılanması ile varlığını devam ettiren birlikte yaşam projesini, “uluslararası” kapsamdan ziyade, “ulus-üstü (supra nasyonal)” kavramı ile kıymetlendirmek gereğine dikkat çekiliyor. Bir yönüyle, “bürokrasi” ekolünün kurucusu Max Weber’i yetiştiren kültür birikimiyle; çağdaş dünyanın en gelişmiş bürokratik düzenlemelerini, sosyalizan (toplumcu temelli) yaklaşımlar çerçevesinde hayata geçirildiği bir yapıyı temsil ediyor. Kamucu yaklaşım ve düzenleyici anlayış ile ortaya çıkan işleyiş şemasının; “Eurocrat (Avrupalı Bürokrat) Hakimiyeti/Sultası” gölgesinde değerlendirildiği biliniyor. Nitekim, ABD mahreçli dünya devi şirketlerin AB tarafından kendilerine yönelik sınırlayıcı ve regüle edici duruşlarının, sürekli olarak şikayet haznesinde biriktiği izleniyor.
Kurucu ideal ve beklentilerin geçen yıllar içerisinde hangi kulvarlara yönlendi(ril)diği; “kurucu baba orijinal fikirlerinin ne ölçüde içlerinin doldurulduğu” sorusunu, ayrıntılı ve farklı analizlerle ele alma işine vakit ve kaynak ayırmak gerekiyor. Üstelik, halen devam eden bir gidişat ve gelişme (serencam) ekseninde henüz kesin sonuç ve ahkama ulaşmak mümkün görülmüyor. Ancak, dikkat çeken bir kısım kırılma noktalarını da kayıt altına almak yerinde bir çaba olarak görülüyor:
1957 Roma Antlaşması ile ilk çekirdeği oluşturan Altılar (Fransa, Batı Almanya, İtalya ve Benelux) aradan tam onbeş yıl geçtikten sonra, 1973’te ilk kez genişleme aşamasına geçerek yeni bir sayfayı açıyor. Birleşik Krallık için “kapıda bekletilme süresinin”, De Gaulle’ın dönem bitiminden önce sonlandırıalmadığı gerçeği; tarihsel Fransa-İngiltere çekişmesi bağlamında halen hafızalardaki yerini koruyor.
O dönem adıyla Avrupa Topluluğu’nun ikinci genişleme adımı için tam onsekiz yıllık bir aradan sonra, sadece Yunanistan’ın bünyeye katılması, tamamen bir “de-fact/oldu-bitti” siyasi karar olarak “orijinal bünyenin feda edilmesi” sürecini başlatıyor. Portekiz ve İspanya’nın dört yıl sonra bünyeye alınması ve 1995’te Avusturya; İsveç ve Finlandiya katılımları ile sağlıklı bir genişleme sürecine geri dönüldüğü ve işlerin düzeltildiği yönünde kanaatler uyandırıyor.
Ancak, aradan on yıl geçmeden, aralarında Güney Kıbrıs’ın yer aldığı onbir yeni ülkenin aynı anda bünyeye katıldığı 2004 genişleme adımı; tüm orijinal fabrika ayarlarının bozulduğu anı temsil ediyor. 2007 yılında atılan adım (Romanya ve Bulgaristan katılımı) sonrasında alınan 2013 tarihli Hırvatistan kararından bu yana AB, genişleme kulvarında rota ve temposunu yitirmiş bulunuyor.
Öyle ki; genişleme ekseninde ortaya atılan “Halka/Katman Modeli” veya “Çok-Vitesli Avrupa” benzeri yaklaşımlar, adeta tedavülden çıkmış, devre dışı bırakılmış hale geliyor. Bu süreçte, 1990 yılında Almanya’nın birleşmesi ve 2020 yılında ilk kez bir ülkenin gönüllü ayrılışı olan Brexit (Birleşik Krallık çıkışı) sendromlarını da saymak gerekiyor.
Avrupa Birliği, 28. üye ülke seçimi için yeni kural ve yaklaşımlar üzerinde çalışıldığını ifade ederken, coğrafyasının içinde ve geçerli hükümlere göre adaylık kapsamı dışındaki Kanada’ya “net bir katılım daveti” sunarak, büyük bir sürprize imza atıyor. Bir zamanlar, Türkiye’ye “yarım-ağız” teklif edilen “imtiyazlı üyelik” benzeri bir formül gündeme gelmiş bulunuyor. Önümüzdeki günlerde düzenlenecek Montreal görüşmeleri ardından nasıl bir sürecin işleyeceği takip altında kalıyor. Bazıları, Karadağ gibi ümitvar adaylardan bile önce Kanada’nın bünyeye girme ihtimalini yüksek görüyor.
İşte, bu gibi olası senaryolar ekseninde, “Avrupa dışına taşmış bir Avrupa (Birliği)” gibi yeni açılımların resme dahil edilmesi gerekiyor. İlaveten, başlangıç döneminde Birleşik Krallığı kategorik olarak resmin dışında tutan halefi De Gaulle’ün aksine Macron’un, “tekrar hoşgeldiniz!” ifadesi, altı yıl sonra Brexit olgusu etrafında yeni değerlendirmelere yol veriyor.
ABD; Rusya ve Çin andacında kalan Avrupa Birliği’nin yeni çıkış yolları aradığına şüphe bulunmuyor. Birliğin yeni bütçe görüşmelerinde ortaya çıkan “tasarruf ağırlıklı” yaklaşımlar; enerji ve çevre alanları bakımından ilk kez görülen “standart gevşetme; regulasyon azaltma” adımları özellikle dikkat çekiyor. 15-16 Ekim tarihlerindeki toplantılar ile temelleri atılacak 2028-2034 Çok Yıllı Mali Çerçeve üzerinden gerçekleştirilecek okumaların çok değerli öngörü ve ipuçları sağlayacağı değerlendiriliyor. Gene, aynı dönemde düzenlenecek AB-Çin Ticaret Zirvesi ile ilgili beklentiler yükselirken, Çin tarafının; “ yanlış yola girilmemesi” yönündeki uyarısı not ediliyor. Günlük bir milyar Dolara ulaşan dış ticaret açığını kapatmak yönünde AB’nin başvuracağı karşı tedbir ve düzenlemelerin, Türkiye bakımından çok büyük sıkıntıları devreye sokma riski karşımızda yükseliyor.
Avrupa Birliği’nin bundan sonra nasıl bir gelişme evresine gireceği sorusu etrafında tartışma ve değerlendirmelerin, farklı senaryolar temelinde devam edeceği anlaşılıyor. Ancak, yetmişbeş yıllık Avrupa ortak yaşam yapılanmasının Türkiye ile yaşadığı ve yaşattığı deneyimlerin, gelecekte de “tekrarlanamayacak kadar özellikli ve özgün kalacağına dair” bir şüphe bulunmuyor.
| # | Наименование новости | Тональность | Информативность | Дата публикации |
|---|---|---|---|---|
| 1 | Can the Climate Crisis Unite Europe? | 0 | 7.16 | 26-05-2026 |
| 2 | Avrupa’da aşırı sağın yükselişi Erdoğan’a sunulan rapora girdi! Camileri ahıra ve diskoya çevirme söylemleri gündemde | 0 | 4.44 | 15-10-2026 |
| 3 | Bits & Pretzels ile Global Pazarlar | 0 | 8.24 | 05-10-2026 |
| 4 | 13 maddede, toplumu istemediği yerlere götürmek? | 0 | 19.09 | 23-07-2026 |
| 5 | Una nueva Europa para una nueva situación mundial | 2 | 6 | 11-07-2026 |
| 6 | ¿Socios estratégicos o actores secundarios? Europa y América Latina en el nuevo orden mundial, diálogo en la ECL | 0 | 8.92 | 09-03-2026 |
| 7 | Как нам обезвредить паразитическую Европу | -10 | 2 | 09-06-2026 |
| 8 | Yeni dünya hukuku ve Lozan'lar | 0 | 2.5 | 26-07-2026 |
| 9 | Britain’s post-Brexit policy options | 0 | 16.67 | 11-06-2026 |
| 10 | Weten Europeanen nog wat opoffering is? | 0 | 9.25 | 31-07-2026 |