İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, "İstanbul'daki şiddetli yağışta Karadeniz'in yaklaşık 19,5-20 dereceye...Devamı için tıklayınız
Giriş Tarihi: 15 Ekim 2026 14:30 Son Güncelleme: 15 Ekim 2026 14:39
ahaber.com.tr Haber Merkezi
Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, kentin özellikle kuzey ilçelerinde yaşananların, bölgenin kendi imkânlarıyla baş edemeyeceği bir tablo ortaya çıkardığını söyledi. Aynı gün, aynı kentteki farklılıkların, afetin oluşumunda yağışın miktarının yanı sıra düştüğü yerin özelliklerinin ve kentteki altyapının da belirleyici olduğunu gösterdiğini belirten Kadıoğlu, "14 Ekim saat 23.03 itibarıyla son 24 saatlik ön yağış verilerine göre İstanbul'un Beykoz ilçesinde metrekareye 230,3 kilogram yağış düştü. Bu miktar, kentin ekim ayı ortalama toplam yağışı olan 66,3 kilogramın neredeyse 3,5 katına karşılık geldi." diye konuştu.
Kuzey ilçelerinde kısa sürede düşen şiddetli yağışın etkisine dikkati çeken Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, bu nedenle kent geneline tek bir sarı uyarı vermenin riskin yerini ve şiddetini anlatmaya yetmeyeceğini vurguladı.
Yağış miktarının, metrekareye düşen suyun yüksekliği üzerinden ölçüldüğüne işaret eden Kadıoğlu, "1 milimetre yağış, metrekareye 1 litre, yani 1 kilogram su düşmesi demektir. Metrekareye 100 kilogram yağış, suyun akmadığı ve sızmadığı durumda 10 santimetre yüksekliğinde bir tabaka oluşturur. Beykoz'da ölçülen yağış, 100 metrekarelik bir çatıya yaklaşık 24 ton su düşmesi anlamına geliyor." bilgisini verdi.
"İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ TEHLİKEYİ BÜYÜTÜYOR, AFETİ BİZ BÜYÜTÜYORUZ"
Rekor yağışın ardındaki 3 etkenden bahseden Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu: "İstanbul'daki şiddetli yağışta Karadeniz'in yaklaşık 19,5-20 dereceye ulaşan su sıcaklığının, Balkanlar'dan gelen soğuk hava ve deniz üzerinden nem taşıyan poyrazla birleşmesi etkili oldu."
Kadıoğlu, altyapı çözümlerinin yalnızca daha büyük borular döşemekle sınırlı olmadığını vurgulayarak şunları kaydetti: "Üstü kapatılarak yol, otopark ve konut alanlarına dönüştürülen dereler yeniden açılmalı, dere yataklarını daraltan dolgular kaldırılmalı. Çatı suları depolanmalı, parklar ve meydanlar yağış sırasında suyu geçici olarak tutabilecek şekilde tasarlanmalı."
"Yağmur suyu ve atık su hatları birbirinden ayrılmalı. Taşkın haritaları hazırlanmalı ve bu haritalar dikkate alınmadan riskli alanlarda yapılaşmaya izin verilmemeli. Sorun yalnızca boruların yetersizliği değil, suyun doğal akış yollarının kapatılması ve kentlerin buna göre planlanmamasıdır."
Mobil uygulamalarımızı indirin