Fuarın son akşamı, Kongre Merkezi’nin kapısından çıkarken bir an durup arkama baktım. İçeride hâlâ tek tük okur vardı; kimi son bir kitabı göğsüne bastırmış, kimi bir yayıneviyle vedalaşıyordu. Ama benim gözüm başka bir yere takıldı: Bir köşede, yorgunluğunu belli etmemeye çalışarak koridoru son kez kolaçan eden yelekli bir görevliye. Dokuz gün boyunca onu belki yüz kez görmüştüm, fakat ilk kez o akşam gerçekten fark ettim. Bu yazı, o fark edişin yazısı.
Tahir Başkan’ın Yol Arkadaşları
Onedio’yu Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin
Fuarın son akşamı, Kongre Merkezi’nin kapısından çıkarken bir an durup arkama baktım. İçeride hâlâ tek tük okur vardı; kimi son bir kitabı göğsüne bastırmış, kimi bir yayıneviyle vedalaşıyordu. Ama benim gözüm başka bir yere takıldı: Bir köşede, yorgunluğunu belli etmemeye çalışarak koridoru son kez kolaçan eden yelekli bir görevliye. Dokuz gün boyunca onu belki yüz kez görmüştüm, fakat ilk kez o akşam gerçekten fark ettim. Bu yazı, o fark edişin yazısı.
İçeriğin Devamı Aşağıda
Reklam

Bir kitap fuarını anlatırken hep aynı şeyleri sayarız: yazarlar, imza kuyrukları, söyleşi salonları, yayınevlerinin rengârenk standları. Haklıyızdır da fuar dediğimiz şey ilk bakışta kitapla okurun buluşmasıdır. Ama bence bir fuarın asıl karakteri, kimsenin fotoğrafını çekmediği yerde saklıdır. Kapıda sizi karşılayan güler yüzde, kaybolduğunuzda yolu tarif eden sabırda, kalabalığın en yoğun anında bile tıkanmayan koridorlarda…
Uluslararası 16. Kocaeli Kitap Fuarı’nda bu görünmeyen yüzün sahipleri bine yakın insandı. Zabıta ekipleri, kültür ve etkinlik birimlerinin çalışanları, halkla ilişkiler kadroları, daire başkanları… Kapanış programında Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Dr. Hayri Baraçlı da organizasyonda bini aşkın personelin görev aldığının altını çizdi. Ben bu insanlara kendi içimde bir isim koydum: Tahir Başkan’ın Yol Arkadaşları.
Bir su şişesi, bir peçete ve bir baba şefkati
Burada dikkatimi çeken küçük bir sahneyi anlatmak istiyorum, çünkü bana göre bütün fuarın özeti o sahnede saklı.
Standlar arasında koşturan bir çocuk, elindeki su şişesini farkında olmadan yere düşürüyor. Belki bir kitabın kapağına dalıp gitmiş, belki annesinin elini yakalamaya çalışıyor. Şişe yerde kalıyor. İşte tam o anda, nereden çıktığı belli olmayan bir görevli beliriyor. Çocuğu azarlamıyor, parmağını sallamıyor, sesini yükseltmiyor. Nazikçe eğiliyor, onu ürkütmeden yanına yaklaşıyor ve en yakın çöp kovasını gösteriyor. Bir baba sevecenliğiyle, bir abi yakınlığıyla.
Çocuk şişeyi alıp kovaya atıyor. Yüzünde mahcubiyetten çok bir tür gurur var; sanki küçük bir görevi başarıyla tamamlamış gibi. Ben bu sahneyi fuar boyunca farklı köşelerde, farklı yüzlerle defalarca gördüm. Bir peçete, bir şeker ambalajı, bir broşür… Her seferinde aynı sükûnet, aynı şefkat.
Bana kalırsa buradaki asıl mesele temizlik değil, terbiyedir; ama kelimenin en güzel anlamıyla. O çocuk o gün yalnızca bir kitap fuarını gezmedi; kamusal alana nasıl özen gösterileceğini, bunun da cezayla değil sevgiyle öğretilebileceğini gördü. Bir kitabın sayfalarca anlatamayacağını, bir görevlinin tek bir hareketi anlattı.
Her daim temiz yerler, her daim güler yüzler
Dokuz gün boyunca bir milyonu aşkın insanın gelip geçtiği bir alanı düşünün. Koridorlar, çadırlar, söyleşi salonları, yeme içme alanları… Böyle bir yoğunlukta düzenin bir yerinden bozulması, çöpün birikmesi, kalabalığın gerilmesi neredeyse kaçınılmazdır. Oysa ben fuarın hangi saatinde hangi köşesine gittiysem yerleri tertemiz buldum. Sabah açılışta da öyleydi, akşamın en kalabalık saatinde de.
Yayınevlerinin yüzündeki gülümseme de bu tablonun bir parçasıydı. 515 yayınevi, sahaf ve sivil toplum kuruluşunun standlarını dolaşırken yorgun ama mutlu yüzler gördüm. Kanaatimce bu güler yüzün bir sebebi de arkalarındaki düzenin sağlamlığıydı. İnsan, işlerin yolunda gittiğinden emin olduğunda gülümser. Bir masa gerektiğinde, bir yönlendirme lazım olduğunda, bir aksaklık çıktığında yanlarında hep birinin olacağını bilen yayıncılar, bütün enerjilerini okura ayırabildi.
Rakamların ardındaki emek
Şimdi rakamlara gelelim, çünkü bu emeğin karşılığı rakamlarda da kendini gösteriyor. 3–11 Ekim tarihleri arasında “Romanların ve Hatıratların İzinde” temasıyla düzenlenen fuarı, dokuz günde tam 1 milyon 59 bin 347 kişi ziyaret etti. Bu, fuarın tarihindeki en yüksek ziyaretçi sayısı; geçen yılın 1 milyon 48 bin 526’lık rekoru da böylece geride kaldı. Onur konuğunun Prof. Dr. Ahmed Güner Sayar olduğu fuarda 1.065 etkinlik ve söyleşi gerçekleştirildi.
Bütün bunları yan yana koyduğumda şunu görüyorum: Bir milyonu aşkın insanı dokuz günde ağırlamak, yalnızca iyi bir program hazırlamakla olmaz. Binden fazla söyleşinin her birinin saatinde başlaması, salonların hazır olması, sesin düzgün çıkması, yazarın kapıda karşılanıp uğurlanması… Bunların her biri görünmeyen bir elin işi. Ziyaretçi sayısı fuarın vitriniyse, o bin kişilik ekip de fuarın omurgasıdır.
Son gün milyonuncu ziyaretçi konfetilerle karşılandığında alkışlar elbette onun içindi. Ama ben o alkışın bir payını, o anın hazırlanmasında emeği geçen, belki de tam o sırada başka bir koridorda bir çocuğa çöp kovasını gösteren görevliye ayırmak isterim.
Neden “Yol Arkadaşları”?
Gelelim bu isme. Neden “Tahir Başkan’ın Yol Arkadaşları”?
Çünkü bir fuar, bir kişinin hayaliyle başlar ama tek bir kişinin omzunda yürümez. 2009’da ilk kez kapılarını açtığında elli bin kişinin ziyaret ettiği bir fuar bugün bir milyonu aşkın okura ulaşıyorsa, bu yolculukta hayalin sahibiyle birlikte yürüyen yüzlerce, binlerce insan vardır. Başkan Tahir Büyükakın açılışta bu fuarın yüzüncüsünün de yapılacağına inandığını söylemişti. Ben bu inancın ancak sahadaki yol arkadaşlarının emeğiyle gerçeğe dönüşebileceğini düşünüyorum.
Yol arkadaşlığı, bence bir organizasyon şemasından fazlasıdır. Aynı ufka bakmak, aynı yükü paylaşmak, kimse görmese de işini aynı özenle yapmaktır. Bir çocuğa eğilen zabıta da gece geç saatlere kadar ertesi günün programını kontrol eden kültür çalışanı da, bir yazarı karşılamak için kapıda bekleyen halkla ilişkiler görevlisi de, bütün bu çarkı ayakta tutan daire başkanları da aynı yolun yolcularıdır.
İçeriğin Devamı Aşağıda
Reklam

Fuar bitti. Çadırlar sökülüyor, stantlar toplanıyor, kitaplar kolilere geri dönüyor. Birkaç gün sonra Kongre Merkezi’nin koridorlarında o kalabalığın izi bile kalmayacak. Ama ben, su şişesini çöp kovasına atan o çocuğun bir gün büyüyüp kendi çocuğuna aynı şefkatle yol göstereceğine inanıyorum. Bir fuarın en kalıcı mirası belki de budur: kitapların yanı sıra insanların birbirine bıraktığı küçük iyilikler.
Tahir Başkan’ın yol arkadaşlarına, adını bilmediğim, yüzünü belki bir daha göremeyeceğim o bin kişiye buradan teşekkür ediyorum. Gelecek ekimde yine aynı koridorlarda, yine görünmez ama hep gözümüzün önünde olacaklarını bilerek.
Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!
| # | Наименование новости | Тональность | Информативность | Дата публикации |
|---|---|---|---|---|
| 1 | Havalimanı Güvenlik Görevlileri Yaşlı Yolcuların En Sık Yaptığı 3 Hatayı Açıkladı | 0 | 8.05 | 12-10-2026 |
| 2 | Savaşsız bir dünya özlemi | 0 | 9.37 | 27-09-2026 |
| 3 | Siyah-beyaz fotoğraflar | 0 | 13.33 | 13-09-2026 |
| 4 | Yıldız falınız | 0 | 8.75 | 11-09-2026 |
| 5 | 14. Boğaziçi Film Festivali'nin afişi belli oldu | 0 | 10.85 | 05-10-2026 |
| 6 | Birçok Sürücü Bilmiyor: Çift Oklu Sarı Trafik Tabelasının Anlamı Ortaya Çıktı | 0 | 8.92 | 12-10-2026 |
| 7 | Uzmanlar Uyardı: Birçoğumuzun Düşünce Yaptığı Bu Hareket Tehlikeli Olabilir! | 0 | 8.62 | 12-10-2026 |
| 8 | Hantavirüs nedir, nasıl bulaşır? | 0 | 10.4 | 12-05-2026 |
| 9 | Bu Böyle, Uçurum ve Nicesi… Soner Sarıkabadayı’nın Yazdığına Şaşıracağınız 9 Şarkı | 0 | 9.76 | 13-10-2026 |
| 10 | ‘Göz sağlığınızı ihmal etmeyin’ | 0 | 11.38 | 07-10-2026 |